KEŞKE….

 


Hakaan defilesi kıyafetlerinden çok söylentileriyle, iddialarıyla ve dedikodularıyla son günlerin en popüler konusuydu.

Benim içinse Londra’da ki müthiş kıyafetlerden sonra onlardan çok daha iyi bir koleksiyon görmekdi. Ne yazık ki olmadı. Süper heyecanla beklediğim kıyafetler fazlasıyla sakin. Hepsi ruhu olmayan bedenler misali salınıyor.

Londra’da ki kusursuz kesim yerini sıradanlığa bırakmış. Bütün büyük markalar renk armonisi içinde yüzerken Hakaan sadece 3 ana renkte : Beyaz, siyah ve duman grisi. Göbeği açık triko ve pantalon kombinasyonlar, skinny pantalon üstü bol dökümlü bluzlar..Paris Moda Haftası değilde sanki Koton defilesi. Geçen sezon elbiselerini almış biraz değişiklik yapmış ve yeniden sürmüş.

Bu devre arası mola havasındaki koleksiyon ancak kendisini tüm moda dünyasına ispat etmiş tasarımcıların sahip olacağı bir lükstür.

Keşke Londra koleksiyonu çok iyi olmasaymışda beklentim bu kadar yüksek olmasaymış. Keşke ANDAM ödülünü bu kadar erken almasaymışda hırsı tam gaz devam etseymiş..Keşke ödülden kazandığı 200 bin euroyu mankenlere değilde koleksiyona harcasaymış..

Keşke Avrupa macerasına bu kadar çok şöhretle çıkmayıp Dice Kayek gibi yavaş ama emin adımlarla ilerleseymiş.

Kişisel Notum : 5

Reklamlar

ÇAKMALAR TAM GAZ !

 

Eda Taşpınar Hervé Leger patchwork asimetrik mini elbiseyi kendince yorumlamış. Her akşam bir davet ve her davette dikkat çekici olmak kolay değil elbette. Orjinaline 3 bin euro vermektense modeli kendi yapmış ve gayetde başarılı olmuş. Umarım kendi tasarımım demiyordur.

Kaynak : Hello

RADARIMA TAKILANLAR


Sosyetemiz kış sezonunu açmış. Birçok isimde yeni sezonun parçalarını görüyorum.

İlk hedef Feryal Gülman 🙂 Kendisine stil sahibi demek çok zor. Çünkü defiledeki kombinasyonu birebir giyene stil sahibi denmez ancak parasını doğru yere yatırıyor denir. Chloé pantalon ve bluz birebir aynı. Isabel Marant kombini trikonun deseni farklı ama kırmızı pantalon hatta sezonun olmazsa olmazı yandan fiyonklu Marant ayakkabısı bile aynı.

Begüm Şen sezonun favorisi danteller içinde. Nicholas Kirkwood bootieler şahane. Boyu neredeyse 1.80’e yakın. Buna birde bu topukları eklersek vay yanına yaklaşanın haline 🙂

Eda Taşpınar kot donuyla (bu boy bir şort olamaz 🙂 yine bacakları fora etmiş. Kusursuz bacaklarıyla Nicholas Kirkwood‘un Rodarte için hazırladığı şahaser ötesi Mad Maxvari botlarını görücüye çıkarmış. Bu tarz botlarıda mümkünse hep güzel bacaklarda görelim.

Kaynak : Hello, Şamdan, OK

ELİNE SAĞLIK ROITFELD !

 

VOGUE Fransa 90. yaşını özel bir kapakla süslüyor. Sarhoş edici, çarpıcı ve çoook seksi.. Lara Stone Mert Alaş&Marcus Piggott‘nun merceğinde sanki Eyes Wide Shut filminin balo sahnesini canlandırıyor. Carine Roitfeld‘n ellerine sağlık.

AÇIKLAMAYA GEL AÇIKLAMAYAAA !!!

Allahtan Onur Baştürk gündemde büyük soru işareti yaratan konuların üstüne gidiyorda sayesinde aydınlanıyoruz. Bugünkü köşesinde Hakan Yıldırım konusunu ele almış.

Bir süredir bütün gözler Hakan Yıldırım’ın üzerinde.
Nasıl olmasın ki?
Önce Londra Moda Haftası’ndaki defilesi çok ses getirdi.
Fransız Vogue’un yayın yönetmeni Carine Roitfeld ve Kate Moss’un da davetliler arasında olduğu defile sonrası tüm İngiliz basını ondan bahsetti.
Ardından Fransız Kültür Bakanlığı’nın başarılı/genç tasarımcıları destekleyen 220 bin euro’luk ANDAM Ödülü’ne layık görüldü Hakan.
Bu kadar pozitif gelişmeler olurken negatif şeyler de yaşanmadı değil.
Önce, ANDAM Ödülü’nü “torpille” kazandığına ilişkin isimsiz bir mail Fransa’daki moda camiasına gönderildi ve ortalık karıştı.
Hatta bu maili Independent gazetesi haber yaptı.
Son olarak da, Paris Moda Haftası ana takviminde “28 Eylül salı” olarak görünen defilesi bir anda silinince haliyle dedikodu çarkları hızla çalışmaya başladı:
“Hakan Yıldırım’ın defilesi iptal olmuş! Gönderilen isimsiz mailler yüzündenmiş…”
Endişeye mahal yok. Hakan Yıldırım’ın, marka adıyla Hakaan’ın defilesi bugün Paris’te gerçekleşiyor.
Peki defilenin tarihi neden değişti? Neden ana takvimde yer alan defile, “off” bölümüne ve bugüne alındı?
Hakan Yıldırım’la defilesinin hazırlıkları İstanbul’daki atölyesinde sürerken konuştum. Olan biteni anlattı.
Olay şu: Federasyonun belirlediği 28 Eylül, yani Paris Moda Haftası’nın açılış gününde defile yapmayı bizzat kendisi istememiş Hakan.
Haliyle “Nasıl yani?” dedim, “Delirdin mi?”
Elbette delirmemiş, ne yaptığını biliyormuş.
“O gün defile yapsam bir işe yaramayacaktı. Çünkü davet edilen birçok iyi ismi ve alıcıları Milano Moda Haftası’nın hemen bitiminde toparlamak kolay bir şey değil. Sonuçta o insanların gelmesi de önemli. Altın günü yapmıyorum ki!
O yüzden defilenin ikinci güne alınmasını talep ettim.
Bu talebim nedeniyle de Federasyon Başkanı benden nefret etti tabii!”
Ancak Federasyon ikinci günü değil üçüncü günü vermiş Hakan’a. Lakin Hakan ikinci gün için direnince “off” bölümüne alınmış son dakikada.
Ve onun defile yapacağı saate (19.00) başka bir defile konulmamış.
“Tarih değişikliği”nin hikayesi bu yani.
Her şeye bizzat Hakan müdahale etmiş, kendisi için böylesinin en iyi olacağına inandığı için.
Kısacası “off”ta ya da resmi takvimde yer almak; Hakan için mühim değil. O istediği günde yapmak istemiş ve yapıyor.
Bugün orada, defilede olacağım ve neler olacağını merak ediyorum.
Defileyle ilgili izlenimler cumaya…

Yemedim, yemedin, yemedi. Yemedik, yemediniz, yemediler…Buda böyle uzaaar gideeer !

Bir dergiye kapak olsam

Bir gün benim de illustrasyonumun yapılacağı aklımın köşesinden geçmezken, Panoya Takılanlar blogunun yazarı Gizem’in posta kutuma düşen hediyesi bunu değiştirdi. Ben tüm çalışmalarını çok keyifli buldum, ellerine sağlık derken, bana bu mutluluğu yaşattığı için de kendisine çok çok teşekkür ederim :).
I’ve never thought somebody will illustrate me one day but this has changed when I saw Gizem’s present in my mailbox. Her blog called Panoya Takılanlar and I really liked every piece of her work. From the bottom of my heart I really like to say thank you and well done 🙂 .

HAKAAN’dan AÇIKLAMA LÜTFEN !!

 

Son dönemde ciddi bir anti Hakan Yıldırım çalışmaları var. Paris’de ki isimsiz 600 mektup bir yana benim mailime bile birçok haberler gelmekte. Kulağımıda gözümüde kapamam yetmiyor çünkü bu sefer karşıma Paris Moda Haftası fiyaskosu çıkıyor. Cevap arayan sorular çığ gibi arttı ama Hakan Yıldırım cephesinden tek bir resmi açıklama yok.

Hakaan daha geçtiğimiz sezon bomba gibi girmişti Avrupa moda dünyasına. Üstelik daha yeni ANDAM moda ödülünün sahibi oldu.Ben birçok kişinin iddia ettiği gibi torpille değil hakkıyla kazandığını düşünenlerdenim. Çünkü oldum olası tasarımlarını hep beğenmişimdir.

Bugünkü Hürriyet ve Sabah gazeteleri(Bülent Cankurt) Hakan Yıldırım‘ın Paris Moda Haftası’nın defile programında yer aldığını yazmışlar. Keşke iyi bir araştırma yapsalarmış. Hakan Yıldırım‘ın Paris Moda Haftası’nın programından çıkartıldığı geçen haftadan beri belli. Hemde program takviminin açıklanacağı gün son anda çıkartıldı. O kadar son dakika ki her saat başı bir program varken sadece Hakaan’ın defile saati yeri boş kaldı. Dikkat ederseniz listede her saat başı bir defile var. Sadece Hakaan’a ait olan 29 Ekim 19:00 boş.


Çünkü Hakaan nasıl oluyorsa oluyor ve off schedule listesine uçuveriyor. Gün ve saati değişmiyor ama en önemlisi listesi değişiyor. Yani program dışına, yani asil listeye alınmaya değer bulunmayanlar listesine geçiş yapıyor. Fransa’dan ANDAM gibi bir ödüle sahip olduktan sonra aniden liste dışı defile düzenlemek son derece moral bozucu olmalı. Aynı listede Ezra+Cetin‘i de görüyoruz.

Şimdi bu ne demek oluyor peki ?

* O isimsiz gönderilen 600 mektupta yazılanlar doğrudur.
* Yanlışlık yaptık adama ANDAM’ı verdik bari zararın neresinden dönsek kardır.
* Torpil dedikodularından kafamız şişti biraz dinlenelim.
* Hakan Yıldırım‘ın esinlenme/araklama tasarım söylentileri bıktırdı.

Niyet kötüyse sizde istediğinizi ekleyebilirsiniz. Ben bu gelişmeler karşısında gayet üzüntülüyüm.

Hakan Yıldırım cephesinin bunca olay karşısında hala sessizliğini korumasıda ne kadar doğru tartışılır. Artık altın değerinde olan sessizlik değil iletişim. Hakan Yıldırım‘ın benim gibi sevenlerini ve takipçilerini en kısa zamanda bilgilendirmesi dileğiyle..

RETRO bir ETRO

 

Etro‘nun renk zenginliği ve çizgilerindeki klasik renk oynaklığı pek bir havalı pek bir cakalı.

Kilo problemi olanlar için çizgiler kurtarıcı. Ve tek parça kirli sarı tuluma hasta oldum. Kişisel Notum : 8

FERRE’nin RAFİNE KADINI

 

Ferré‘nin şehirli kadını yien rafine yine havalı. Çizgilerdeki seksilik tam dozunda. Her çeşit kemer belleri süslüyor.

Pastel tonların güzelliği mest edici. Trikolarındaki oynaklık ve simler çok hoşuma gitti. Ve siyah pembe bantlı stilettolar beni benden aldı.

Ferré‘nin acilen marka yönetimi konusunda atılımlar yapması gerekiyor. Son yıllarda A sınıfı şöhretler tarafından pek tercih edilmemesi yüzünden epey kan kaybetti. Kişisel Notum : 8

SÖZ BİZDE..

 

Deniz Akkaya gibi Beren Saat‘de IFW’de Özgür Masur defilesi seyircilerindendi. Deniz Akkaya katıldığı bir programda Saat için şöyle demiş ; ‘Üzerindeki kıyafet bir defile için uygun değildi, onun daha şık olduğu zamanı hatırlıyorum. Evet daha şık giyindiği olmuştu, sevdiği bir arkadaşının defilesine geldi. Daha özenli olabilirdi’

İyi güzelde sevgili Akkaya, özenli olmak vamp olmak değildir. Beren Saat‘in çoğu zaman özensiz giyinmesini bende eleştirdim ama Masur defilesinde çok hoş çok güzel. Aksine Akkaya’nın baştan aşağı Lady in Red teması sıkıcı, demode ve göz yorucu !

Benim oyum Beren Saat‘e. Ya sizin ?