PELİN KAÇAR :)

 
Efendim bizim feci tatilimiz geldi..Dolayısıyla biz bir süreliğine kaçarız sizleride öperiz 🙂

Reklamlar

IFW DEFİLE LİSTESİ BELLİ OLDU !

 
25-28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek olan İFW’de defile yapacak olan tasarımcılar belli oldu. Defileler 12 solo ve 2 karma olmak üzere gerçekleşecek.

Solo defilelerde geçtiğimiz edisyonlarda yer alan Bahar Korçan, Gamze Saraçoğlu, Özlem Süer, Arzu Kaprol, Hatice Gökçe, Mehtap Elaidi ve Deniz Mercan‘ın yanı sıra bu sene Atıl Kutoğlu da katılıyor. Ezra+Tuba‘nın ise ismi listede yer almadı. Söylentiler arasında ismi geçen Bora Aksu ve Dice Kayek ise listede yer almayan diğer isimler.

Ayrıca daha önce karma defilelerde yer alan Simay Bülbül, Özgür Masur, Özlem Kaya ve Günseli Türkay da bu kez solo defile yapacak isimlerden oldu.

Karma defilede ise Gül Ağış, Zeynep Tosun ve Zeynep Erdoğan‘ın yanı sıra ilk kez Niyazi Erdoğan, Tuvana Büyükçınar, Rana-Berna Canok ve Nejla Güvenç podyum heyecanı yaşayacak. İki edisyonda karma defileye giren Müge Ersin ise listede yer almadı.

Bu sene İFW’de ayrıca dünyanın önde gelen fuar şirketlerinden IGEDO’nun desteğiyle Collection Premiere İstanbul Fuarı da gerçekleşecek.

Kaynak : Barış Çakmakçı/VOGUE

VAKKO’DAN ONLINE ALIŞVERİŞ !

Artık internetten Vakko alışverişi yapabilirsiniz. Vakko’nun klasikleşmiş eşarp, çikolata ve aksesuar gibi belli başlı ürünleri her an elinizin altında. Üstteki resmi tıklamanız yeterli ! iyi alışverişler !

SON PERİ MASALI !

 
İsveç veliaht prensesi Victoria’nın halktan biri Olof Daniel Westling ile evlenmesi ne kadar da romantik değil mi ? Aylardır evlenecek evlenemeyecek derken bu güzel birliktelik en sonunda resmileşti.

Sadeliğiyle tanınan Victoria, gelinlik seçiminde de stilini bozmamış. Gelinliği buram buram zerafet kokuyor..

Evlenen bir veliaht prenses olunca doğal olarak konuklarda Avrupa’nın önemli asilzadeleri oluyor. Sonuçta böylesine bir kraliyet düğünü her zaman yaşanmıyor.

Sol üst köşede Norveç prensesi Martha Louise ve eşi Ari Behn.

İspanya Prensesi Elena İspanyol çizgilere sahip haute couture kıyafetiyle pek bir gösterişli. Arkasında kardeşi Prenses Cristina ve eşi Palma de Mallorca Dükü Inaki Urdangarin.

Ürdün Kralı Abdullah ve Kraliçe Rania. Yine çok güzel yine çok zarif. Ama saçlarını beğenmedim.

Danimarka veliaht Prensesi Mary ve eşi veliaht Prens Frederik.

Danimarka Kraliçesi Margeret II’ye yeşiller çok yakışmış. Yanında eşi Danimarka Prensi Henrik.

Asturias Prensi Felipe ve Prensesi Letizia. Letizia zayıflığı iyice abarttı neredeyse kopacak. Ama zarif tacı ve topuzun güzelliği harika.

Sağ üst köşede Belçika veliaht Prensi ve Brabant Dükü Philippe ve eşi Veliaht Prenses Mathilde.

Monaco Prensi Albert’ın sevgilisi Charlene Wittstock ne kadarda güzel ve zarif. Yüzücü bir kadının ilk kez bu kadar güzel bir vücudu olduğuna şahit oluyorum.

Hollanda veliaht Prensi Willem-Alexander ve eşi veliaht Prenses Maxima kızları Prenses Catharina-Amalia.

Ve son olarak gelinin kardeşi İsveç Prensesi Madeleine ve İsveç Kraliçesi Silvia.

Tüm davetliler ne kadarda renkli giyinmiş. Bizde hala siyahın baştacı olması sinir bozucu. Bu haberi hazırlarken inanın gözüm gönlüm açıldı 🙂

PİŞTİLER !!

 
Katherine Heigl ve Feryal Gülman Naeem Khan imzalı kıyafetleriyle piştiler. Zaten Feryal Gülman’ın artık bu pişti olayını özellikle yaptığına inanıyorum. Bakıyor hangi ünlü neyi giymiş. Tarzına uyuyorsa hemen alıyor. Pişti olmaklada haftalık dergilerin ve Sabah’tan Bülent Cankurt’un köşesine konu oluveriyor. Bu da kendinden söz ettirmenin başka bir yolu.

Nicole Kidman ve Ece Sükan‘da Oscar de la Renta imzalı kıyafetle piştiler. Nicole kıyafetin etnik havasını bozmazken, Ece Sükan kıyafete gösterişli bir hava vermiş.

DEĞİŞMEZ GELENEK

 
4 gün süren Kraliyet Ascot At Yarışları yine birbirinden ilginç şapkalara sahne oldu.

1 MARKA 2 STİL !

 
Son günlerin favori modacısı Müge Ersin kendi koleksiyonundan harika bir tulumla. Tulumun şort versiyonlu olanınıda Etel Baler‘de görüyoruz. Baler gerçektende kolları kapalı seçimler yaparsa yerinde olacak. Bu şort tulumla harika görünüyor. Müge Ersin kıyafetine boho-chic bir hava verirken Etel Baler‘de aksesuarlarıyla kombinasyona gösterişli bir hava vermiş. Özellikle bordo ayakkabıların uyumu harika.

ŞIKLAR ve RÜKÜŞLER

Biliyorum uzun zamandır bir türlü şıklar ve rüküşler listesini yapamıyorum. Yoğun maillerinizden sonra ancak bugün vakit bulabildim ve işte uzun zamandır ara verdiğim şıklarım ve rüküşlerim..

Caroline Koç, zerafetin sıfır bedene endeksli olmadığının kanıtı. İnce bantlı ayakkabıları çok yakışmış.

Ece Sükan‘ın 2 kıyafetide çok yakışmış. Kırmızı elbisedeki kadınsılık şahane.

Müge Arnas‘ın beyaz elbisesini kendisine çok yakıştırdım.

Eda Taşpınar‘ın güzel seçimleri devam ediyor. Givenchy marka gri kıyafetiyle pek bir şık.

Feryal Gülman‘ın Lanvin marka elbisesindeki her an düşecekmiş havası harika.

Genelde uyumlu giyinen çiftlere uyuz olurum. Ama Sanem-Ralf Tezman çifti şahane görünüyor.

Serra Tokar‘ın şeker pembesi kıyafeti çok yakışmış.

Nevbahar Koç yakında rüküşlüğün kitabını yazacak. Şahane bir Chanel kıyafetle giyilmeyecek tek ayakkabıyı seçmiş ve caaanım Fendi‘lere yazık olmuş.

Melis Murathanoğlu‘nun kıyafeti son derece çirkin. Acaba kıyafetin bir eteği vardıda giymeyimi unuttu ??! Oysa 3-4 sezon evvelin dore Jimmy Choo‘ları ne kadarda şık.

Bir başka Fendi katliamı daha. Selin İmer sosyetenin Demet Akalın‘ı olma yolunda hızla ilerliyor. Hem Süreyya Yalçın‘da kayıp. Ashish marka kıyafet çok hoş ama aksesuarlar bir o kadar başarısız.

Mümkünse Etel Baler‘in kolsuz kıyafet giymesi yasaklanmalı. O kadar zayıf ki her an hastalanacakmış gibi bir hali var. Üstündeki kıyafet en az 2 beden büyük görünüyor ve gözlerimi rahatsız ediyor.

2010 TONY ÖDÜLLERİ

Tony Ödülleriyle tiyatronun en başarılı isimleri ödüllendirildi. Sinemadan tanıdığımız yıldız isimlerinde ödül almış olması bu seneki ödül törenine ilgiyi daha da arttırmış oldu.

Gecenin ödül alanlarından biri Scarlett Johansson petrol yeşili Elie Saab içinde pırıl pırıl parlıyor. Genelde Scarlett kırmızı haloda başarısız bir isimdir benim için. Ama bu sefer olmuş. Gerçektende olmuş. Bu kıyafetle asla kullanılmamalı diyeceğim oje rengiylede sıradan olmamayı başarmış.

Helen Mirren..Bu kadına artık dahan fazla ne diyebilirimki. Baştan aşağı asalet ve zerafet..

Melanie Griffith‘i uzun zamandır bu kadar hoş görmemiştim.

Naomi Watts‘da gecenin bir diğer şıkı. Roland Mouret kıyafeti rengiylede kesimiylede tarzına çok güzel gitmiş.

Catherine Zeta-Jones‘un Versace kıyafeti hoş ama yapığı makyaj felaket ötesi.Oldum olası mavi farlı makyajı sevmem hatta nefret ederim.

Lucy Liu klasik bir Marchesa kıyafetle sadece şık o kadar.

Aynı şekilde Jada Pinkett-Smith‘de Marchesa seçmiş. Rengi çok hoş. Şarap kırmzısı renkle koyu ten rengin uyumu şahane olmuş.

Katie Holmes Armani Privé gri kıyafetle acıların kadını duruşunda. Dekoltenin biraz daha yüksek olması gerekiyordu.

Cate Blanchett‘in Armani Privé takımını hiç beğenmedim. Mavi far gibi gri parlak kumaşlarıda oldum olası sevmemişimdir. Bana otomatikman bu kumaştan giyilen takım elbise, yakası göbeğe kadar açık beyaz gömlek ve altın zincir üçlüsünü hatırlatır.

NE OLURSA OLSUN ÖZLEMİŞİM !!

 
Nihayet Sex and The City 2 ‘yi dün seyrettim. O kadar eleştirilmesine rağmen gayet eğlenceli bir 3 saat geçirdim. Gerçektende konu eksikliği var. Zaten filminde birşey anlatma derdi yok. Varsa yoksa moda ve uçsuz bucaksız tüketim çılgınlığı.

* DİKKAT ! Bundan sonrası seyretmemiş olanlar için spoiler içerir !

Bir kere kesinlikle ilk filmin tadı yok. Big arka plana itilmiş. Zaten artık kabak tadı vermeye başlamıştı. Kızlarımızın yaşlarının izlerini ne makyaj nede ışıklar kapatabiliyor. Kıyafetler felaket ötesi diyebilirim. Özellikle Carrie’nin Abu Dabi’de ki pazarda giydiği Dior t-shirt ve volümlü eteği gördüğümde resmen güldüm. Tam bir komedi. Düğünde giydiği smokin fena değildi ama saçlar ve taktığı taç korkunçtu. Filmin en şıkı Miranda Hobbs. Stanford’un düğününde giydiği kıyafetle inanılmaz güzeldi. Birde Abu Dabi pazarında giydiği baştan aşağı beyaz kıyafetine bayıldım. Filmin en komiği her zamanki gibi Samantha. Zaten Samantha olmasaydı film tam mıçmıştı. Her zamanki gibi seksomanyak Samanthamız enerjisinin doruklarında. Ona menopoz bile vız gelir tırs gider 🙂 Evet ben en çok Samantha Jones’u özlemişim :))

Filmin Abu Dabi’de geçmesine alışamadım. Sen kalk New York’dan Abu Dabi’ye git. Olmamış. Sakil durmuş. The City‘yi değiştirmek büyük bir kumar olmuş ve olmamış. Arap abartısı filmde cıvık cıvık. Dizideki sofistike zenginlik ve şaşa bu sefer tam bir sonradan görme avam havaya bürünmüş.

Carrie’ye sinir oldum. Big’i kafeslemek için yıllarını ver sonrada adam niye evde TV seyrediyor diye tiriplere gir. O kadar ilişki hakkında romanlar yazan bir kadının sevdiğinle TV seyretmenin güzelliğini anlamamış olması şaşırtıcı. Bu vıdı vıdı Carrie yetmezmiş gibi bir de kalk sen eski sevgiliyle öpüş sonrada telefonda kocana itiraf et..Birde Aşk-ı Memnu tarzı her daim evde davete gidecekmiş gibi süslü bir Carrie pek bir rahatsız edici.

Müslümanların filme tepki göstermiş olması anlaşılır birşey. Ne de olsa kadının insan yerine bile konmadığı yerde Sex and The City gibi her tarafı östrojenli film konu alınırsa çıkan sonuç az bile. Film Arap kadınlarını olduğu gibi gösteriyor. Keşke dahada fazla hicvetselerdi. The Stoning of Soraya M.‘i daha geçen gün seyretmiş bir ruhla yazdığım çokmu belli acaba ?!!

Filmde en sevdiğim 2 sahne vardı. Biri karaoke yaptıkları bölüm. Söyledikleri ‘I am Woman’ şarkısı karakterlere ancak bu kadar yakışabilir. Bir diğeri ise Miranda ve Charlotte’un dertleştikleri an. Bu kısmı gerçektende sadece anne olanlar anlayabilir. O kadar ‘ben’di ki Charlotte’la beraber baktım benimde gözlerim yaşarmış.

Kısacası, iyisiyle kötüsüyle bir Sex and The City daha bitmiş oldu. Ne kadar beğenmediklerim olsada 10 tane çekilse bile yine gider seyrederim. Çünkü kredileri çok fazla ve bitecek gibi değil. Çünkü onlar bana gerçek hayatımdaki gerçek arkadaşlarım kadar yakın.

Bir sonraki SATC’de bakalım bizim ninelerin hangi maceralarına tanık olacağız 🙂