FAVORİ ÇİFTİM !

 
Son aylardaki en gözde çiftimi sizlere takdim ediyorum. Dita Von Teese ve Kont Louis Marie de Castelbajac.

Biri 36 yaşındaki burlesque dansçısı diğeri ise Jean Charles de Castelbajac‘ın oğlu 25 yaşındaki genç, yakışıklı, gözdemi gözde bir Kont ! Boru değil harbi bir kontdan bahsediyorum..Marilyn Manson gibi kabus ötesi bir adamdan sonra ne kadar iç açıcı bir seçim Dita için.

Dita’nın mesleği aslında tam anlamıyla dev martini kadehi içinde çıplak dans şovları yapmak. Porno filmleri ve playboy pozları ise cabası. Eğer yaldızlamak isterseniz, kendisi Avrupa’nın en eski danslarından burleskin günümüzde en bilinen ismi. Tabi Dita’nın zekasını es geçmemek gerekir. Kendisine bembeyaz teni, teatral makyajı, daracık beli ve Fransız modacıların seçimiyle dikkat çekici bir tarz yarattı. Sadece tarz değil, hatun sosyal sınıf atlamanın ansiklopedisini bile yazabilir. Neeerden nereye dercesine hatun kapmış bir asilzadeyi gözlerden uzak kanımca gerçek bir aşkı doyasıya yaşıyor.

Etrafta onca güzel, genç hatun varken 25 yaşındaki bir asilzadenin kendinden 11 yaş büyük bir striptiz dansçısı Dita ile olması feci ilgimi çekiyor.

Brangelinalar, Beckhamlar artık o kadar sıkıcılar ki böyle taze ve ilginç çiftler insanın içini açıyor..

Reklamlar

She told me her name was Billie Jean

Güneşli bir Alaçatı sabahından günaydın 🙂 . Bugün pazartesi sendromsuz bir gün geçireceğim için çok mutluyum ama işe gitmek zorunda olanlar içinde inceden üzüldüğümü söylemeliyim. Bu hafta boyunca daha önce çektiğim kıyafet postlarının yayınlamaya çalışacağım, araya IFD falan girince onlara sıra gelmedi.

Hazır Michael Jackson’un 51. doğum günü bir kaç gün önce geride kalmışken, sizlerle NYC’de yasayan arkadaşımın bana hediye ettiği tişört ile oluşturduğum kıyafeti paylaşmak istiyorum, Gün sonunda bu tişörtü yüksek belli bir etek veya pantolonla giymenin daha iyi bir fikir olduğuna karar verdim.
Good morning to all from a sunny Alacatı morning :). I’m glad today I won’t have any monday syndrome but deep inside I’m feeling sorry for the ones who will. Since I’m on a holiday, I’ll do my best to post my previous outfits that I couldn’t have a chance to post because of IFD.

Since Michael Jackson’s birthday was a few days back, I would like to share an outfit that consists of an MJ tee which a friend of mine lives in NYC sent me as a gift. At the end of the day I decided that to wear this tee with a highwaisted skirt or pants.
Tişört/tee: Hediye – A Gift , Jean /Jeans: Mavi, Gömlek/Shirt: (Sevgiliden aşırma) Iceberg-(Borrowed from my bf ) Iceberg – Ayakkabı/Shoes: YSL – Gözlük/Sunnies: Chanel -Çanta /bag: Longchamp

SOSYETİK IKONCAN DEĞİLSEN NESİN ?

 
Taşkışla’da düzenlenen İstanbul Moda Günleri defilelerinin tümünü izleyen Deniz Berdan, ‘sosyetik’ ve ‘ikoncan’ diye tanımlanmasına tepki gösterdi: “Sosyete çok korkunç ve iğrenç bir laf. 22 yaşından beri çok sıkı çalışıyorum. Sadece sosyete diye tanınmak hoşuma gitmiyor!”

‘İkoncan’ diye anılmak istemediğini de belirten Berdan, “İkoncan lafı bence çok kıro. Moda benim sadece hobim” dedi.

Ah canııımmm napacaz şimdi !?? :)) Sen kalk haftanın 7 gecesi hiçbir daveti kaçırma, dikkat çekmek için tüm absürd kıyafetleri giy, resimlerin boy boy çıksın diye ciddi çaba göster, plajlarda günde 3 mayo değiştir, seksi pozlar ver, dergilerde sayfa sayfa röpörtajların çıksın sonrada sosyete diye anılmaktan üzül ve rahatsız ol..

Hanımefendi büyük ihtimalle kendisini Osmanlı Hanedanlığının son kuşağından görüyor. Hatta bu öylesine bir hayal dünyası ki Habsburg Hanedanlığı bile olsa şaşırmam.

Halbuki kendisi has be has günümüz sosyetesinin en önemli simalarındandır. Eskidendi sosyetik kelimesinin kaliteyi ve asaleti simgelediği zamanlar. Şimdi sosyetik demek ikoncanlar, rüküşkonlar, kırocanlar, salakkonlar, annekonlar diye uzaar gider..Hanımefendi demek bunların farkındaki kendisini bu sınıfta görmek istemiyor.

Birde hayalleriyle yaptıkları birbirini tutsaya 🙂

Haber Kaynak : Sabah ve Habertürk

IFD Day 2: Hakan Yıldırım for Koton fashion show and us

Hande Subaşı
Hande Subaşı was our favorite model from the show.

Nesli kamerasıyla bir sürü fotografımızı çekti.
Nesli got a lot of picture of us with the camera.

İstanbul Fashion Days’in 2. günü bir öncekine göre çok daha eğlenceli geçti, en azından bizim için!Nesli’nin basın ayrıcalığı sayesinde Hakan Yıldırım for Koton koleksiyonunu izlemek üzere ön sıraya konuşlandık. İnsanlar zar zor yerleşip, ışıklar kapanıp defile başladığında, her şey daha da güzelleşti. Kıyafetler birer birer Türkiye’nin en iyi modellerinin üzerinde görülmeye başladığında, tek düşünebildiğim bu koleksiyonu sevdiğim oldu. Canlı renkler, feminen detaylar, payetli mini elbiseler ve etekler, rengarenk şortlar, ben dahil herkese bu koleksiyondan bir parçaya sahip olmalıyım dedirtmiştir eminim. Normalde Koton daha önce de Bora Aksu gibi farklı tasarımcılarla iş birliği yapmıştı ancak ben bu sefer gördüğümden memnundum. Kumaşlardan pek emin olamasam da ( Saten gibi duran kumaşlar muhtelemen polyesterdi) , her şey podyumda, o havada daha iyi görünüyordu, uçuk fiyatlara sahip olmazsa 2010 yazında beni de bu koleksiyondan bazı parçalarla görebilme ihtimaliniz olduğunu söylemeliyim. Modeller arasında üçümüz de Hande Subaşı’nın güzelliği ve başarısı konusunda hem fikir olarak çıktığımız şovdan sonra bir başka sürpriz ile karşılaştık. Dışarıda devam eden parti sırasında müziğin sesi kesildiğinde bir anons duyduk,”moda sever hanımları en öne bekliyoruz” gibisinden bir şeyler,biz de o kategoride olduğumuzdan öne doğru yollandık. Anonsu yapan kız elinde pembe bir top tutuyordu ve bu topu bir birimize atarak müzik durduğunda kimde kalırsa ona Hakan Yıldırım for Koton koleksiyonundan bir parça hediye edileceğini söyledi. Oyun başladı, topu elinde tutan pek çok kadın, topu arkalara atınca bizim hiç ümidimiz olmamıştı ama Nesli eski voleybolcu günlerinden kalma bir hareketle topa el attı ve bana yöneltti, ben D.’ye attım,top tam ondayken müzik durmaz mı? 🙂 Etrafı birden fotoğrafçılar, telefonunu isteyen insanlarla doldu ve Hakan Yıldırım ile bir sürü fotosu çekildi, hala D.’nin sanslı insan olduğuna inanamıyorum hangi parçayı verdiklerini size ona gönderilince söyleyeceğim.

Gecenin bir diğer sürprizi de defilede dağıtılan hediye çantalar (İçlerindeki yelpazeler, bu sıkışık ortam için çok uydundu)oldu, IFD’de 2 gün geçirmeme rağmen bu olaya kolayca alışabileceğimi düşünüp, Alaçatı’ya yollandım.

İşten geldiğim için, 1. gün kadar özenemediğim kıyafet detayları: Örgü body: Topshop -Etek ve gömlek: Zara – Ayakkabı: Fendi -Çanta: Marc Jacobs -Yüzükler: Beyoğlu mağazaları

The second day of IFD was fun, at least for us! Nesli got a press privilege so we had the seats at the front row for Hakan Yıldırım for Koton show.It got much better when people had seated and the show started. When the best models of Turkey were walking on the runway, everything seemed better and the only thing I can think of that I liked this capsule collection. The bright colours, feminen details, sequined mini dresses and skirts, colorful shorts told us that we have to own a piece from that collection. I wasn’t sure about the fabrics( They all looked like satin but I’m sure they were all polyester) but if they will be cheap enough I can guarantee you’ll see some pieces on me in the summer of 2010.

When the show was finished there was another surprise waiting for us. There was a game about tossing a pink ball and when the music stops the person who got the ball got a chance to have piece from the collection. The game was started and it looked like we didn’t have any chance until Nesli got the ball with her former volleyball skills. She throwed the ball to me and I throwed it to D. , then the music stopped and she was surrounded with the photographers and the people asked for her phone number because she was the one who won a piece from the collection.

The other surprise was the goody bags at the show, I really got scared that I got accustomed to this life style, thanks god I had to go to Alaçatı for a holiday :).

I went to the second day from work so I wasn’t good looking as the first day: Knitted leotard: Topshop -Skirt and oversized shirt: Zara – Shoes: Fendi -Bag: Marc Jacobs: Rings: From local shops.

DENE, BEĞEN, UYGULA !

 

Teknoloji sağolsun. Yakında gardroplarada girmesini bekliyorum. Mesela dolabımızın bir tarafında koca bir monitör olacak. Ruh halimizi ya da nereye gideceğimizin verisi girip bilgisayarın kıyafetlerimden kombinler oluşturmasını isteyeceğim. Yüzlerce kıyafeti olanlar için son derece pratik 🙂

Esteé Lauder bu tarz olmasada makyaj konusunda kullanıcılarına çok yararlı bir hizmet vermeye başladı. Yeni hizmete sunduğu programa fotoğrafınızı yükleyip, seçtiğiniz seçeneklerle kendi yüzünüze makyaj yapabiliyorsunuz. Yüzünüze ne tür makyaj yakışıyor diye saatlerce ayna karşısında deneyeceğinize, bu program sayesinde 1-2 dakikalık uğraşla en pratik şekilde görebilirsiniz.

Ben şu an deniyorum bile..

Denemek için TIKLA

IFD Day 2 -The fair, the exhibition and the crowd

Mavi Jeans standındaki jeanlerden yapılma koltuk göründüğü kadar rahat değildi 🙂
The coach at the Mavi Jeans area wasn’t that comfortable as it looks 🙂

Türk moda fotoğrafçılarının sergisi
Turkish Fashion Photographers’ Exibition
Moda fotoğrafçısı Tamer Yılmaz Damien Hirst tasarımı tişörtü ile, sağdan 2. fotoğrafta kendisi tarafından çekildi.
Fashion photographer Tamer Yılmaz in his Damien Hirst tee and he shot the second photo at the right column.
Podyumdaki ayaklar, tahmin edin bakalım,kim kimdir? 🙂
Feet on the runway, guess who is who?

Natasha Poly’nin Terry Richardson tarafından çekilmiş fotografı Mavi Jeans standına ilham kaynağı olmuştu.
A Natasha Poly picture shot by Terry Richardson was the inspiration of Mavi Jeans.

Merhaba şekerler 🙂 Alaçatı’daki 2. günümüzde ben lobide oturmuş bu postu yazıyorum, her şey sizler için 🙂 IFD’nin ikinci gününde amacımız Arzu Kaprol defilesini takiben, fuar alanını gezmek ve Koton defilesi ile güne son noktayı koymaktı ancak tatile gidiyor olmanın işlerimi aksatacağı yönündeki suçluluk duygusu, benim bir toplantı istememe, uzayan toplantı da Kaprol defilesini kaçırmamıza sebep oldu. Ofisten işlerimi toparlayıp 18:30’u biraz geçe çıkınca, D. ile hemen İTU Taşkışla kampüsüne yöneldik. İFD’ye katılan tasarımcıların standlarını gezdik bana kalırsa en yaratıcısı burada da resimlerini koyduğum Mavi Jeans’ti, sergilenen parçalar bazında bakarsak genel olarak çok bayılmamama rağmen Hakan Yıldırım’ın tasarımları giyilebilirlikleri ve feminenlikleri ile hoşumuza gitti.

Fuar ve fotograf sergisini bitirdikten sonra, biraz karnımızı doyurmak biraz da fotograf çekmek için Otto’ya gittik. Tarz sahibi olmak açısından bakarsak, 2. gündeki kalabalık 1. güne göre daha iyiydi diyebilirim. Ben ve D. yemeğimizi yiyip bir şeyler içerken Styleseeking Zurich Nesli’de bize katıldı ve Hakan Yıldırım for Koton defilesini beklerken biraz çene çaldık.
Defile ve kıyafet detaylarını bir sonraki postumda, muhtemelen akşam yazmayı umut ediyorum, şimdi beni bekleyen buz gibi denize gitme vaktidir.
Hepinize iyi haftasonları 🙂
p.s: Bugün Michael Jackson’un doğum günü, eğer bizden alınmasaydı 51 yaşına girecekti, duygularım ilk günden farklı değil, hala onu özlüyorum.
Hi sweeties 🙂 On my second day of holiday in Alaçatı, I’m sitting at the lobby and writing this post, its all for you 🙂 On the second day of IFD our aim was to see Arzu Kaprol’s show and wandering the fair and exhibition but an extended meeting was ruined our plans so missed the show. After getting out about 6:30 p.m, we went to the place where the IFD takes place. My friend D. and I went through the fair and fashion photography exhibition. Later we went to Otto to garb some sandwiches and drinks while looking around and took some pictures. Lovely Nesli of Styleseeking Zurich also joined us later and we had some chit chat until the Hakan Yıldırım for Koton’s fashion show.
I will post my outfit and the show’s details on my next post, now I have to rush to the ice cold sea.
Wishing you a great weekend!
p.s: Today is Michael Jackson’s birthday he would be 51 if he wasn’t murdered, I still can’t believe that he’s gone 😦

İDİL TARZİ – İstanbul Moda Günleri

 
Moda günlerinin 2. defilesi İdil Tarzi‘deyiz. ‘Orient Express’ temalı koleksiyonda klasik İdil Tarzi trikoları ve yumuşak renklerin dansı var.

Doğrusunu söylemek gerekirse insanı heyecanlandıran hiçbir parça göremiyorum. Beyaz ve önü kafes motifli kıyafet hoşuma giden tek parça oldu. Omuzlardaki vatkalar daha uzun bir süre bizi bırakmayacağa benziyor. Bunlar dışında genelde epey düz bir çalışma. Daha doğrusu koleksiyonda bir kimlik eksikliği var. İdil Tarzi trikoları sadece kalite olarak değil görsel olarakda bir farklılığa sahip olmalı diye düşünüyorum. Kişisel Notum : 5

BEN ve MİMİM

Sevgili Itır tarafından hem ödüllendim hemde mimlendim 🙂 Kendimle ilgili 7 ilginç şey anlatmamı istiyor… Buyrun bakalım ben ve 7 mimim..

1. 8 yaşındayken yazları o zamanın şimdiki Bodrum’u Florya Tesislerinde kalırdık. Kuzenlerimle ebelebeme oynarken ayağım merdivenlerde burkuluyor, dengemi kaybediyorum ve yandaki korkuluklardan tam 4 kat aşağıya uçuyorum. Kuzenim ayağımdan yakalamış ama elinde kalan sadece ayakkabılarım olmuş. Çok şükür düşerken ağaca takılıyorumda düşme hızım kesiliyor ve toprağa yumuşak iniş yapıyorum. Aksi takdirde yaşamam imkansızdı. Üstelik kafam ile beton arasında tam 2 parmaklık mesafe varmış. Ayaklar, kollar, kaburgalar aklınıza gelen tüm kemiklerim kırılmış. Üstelik düşme sırasında dilimide ısırıp koparmışım. İşin ilginci hastaneye beni sevgili Uğur Dündar götürmüş. O zamanki haber alma kokusuna bakarmısınız. Küçücük bir kız düşüyor ve adam anında olay yerinde bitiveriyor. Neyse, uzun lafın kısası 3 ay süren yaz işkencesini tahmin edebilirsiniz. O zamanlarki ilkel alçılarla geçen bir yaz mevsimi. Alçının altında pişen bir cilt. İnanın alçılarımı aldıklarındaki acıyı düşerken yaşamadım..Ve biliyormusunuz gerçektende insanın gözünün önünden hayatının film şeridi gibi geçme olayı var. 8 yıllık kısacık hayatım bile düşerken gözümün önünden geçti. O mistik anı hatırladığımda hala tüylerim diken diken olur.

2. Hayatımın en büyük acısı babamı kaybetmem olmuştur. Torununu görmek nasip olmadı ama en azından tek evladının mürvetini görebildi.

3. Hayatımın en büyük kaybetmişliğini sağolsun annem yaşattı bana. Lise sonrası en büyük idealim Floransa’ya gidip moda üzerine eğitim almaktı. Lisede şahane eskizler yapardım. Bayılırdı herkes. Söylemesi ayıptır giyimim ve kuşamımla hep dikkat çekmişimdir. Bu zevkimi yaratıcılıklada birleştirmekte pek bir ustaydım. Gel görki anne engelini aşamadım. Modacı olupda sürünecekmisin tezinin patenti sanırım birtek benim anneme ait. Halbuki ne kadar da sanatseverdir annem. Ama onun için moda sanata dahil olmuyordu işte. Ağladım, zırladım, tepindim nafile. Onların kızları işletme okuyacaktı ! Okududa bi bok oldu sanki..Anneeeee affetmiyeceğim seni bilesin !!!

4. Tuhaf bir görücü usulüyle evlendim. Annemler İstanbul’da konu üzerinde çalışırken bendenizde Paris’de özgür kız havalarındayım. Aslında hiç de Paris’den dönmeye niyetim yoktu. Meğersem arkamdan ne planlar hazırlanıyormuş. Annemin çok yakın bir arkadaşı beni kayınvalideme önermiş. Gerekli doneleri alan kayınvalideceğim oğlu için başlamış hummalı bir çalışmaya. Günlerdir süren ‘ara!ara!’ ısrarlarına dayanamayan kocacım en sonunda o zaman için en kıro tecrübeydi diye adlandırdığı işe kalkışır. Hiç yüzünü bile görmediği bendenizi arar. Kilometrelerce uzaktan hissedilen çekim gücü tam 15 gün sürer. Bu 15 gün süresince telefon başından sadece yemek ve malum ihtiyaçları gidermek için kalkılır. Eşim sonunda dayanamaz ve birbirimizi görmek için atlar Paris’e gelir. Görür görmez Eros’un okları ikimizinde icabına bakar. Pazartesi resmen tanışılmış, perşembe günü evlenme kararı alınmıştır bile. Akşam Türkiye’ye ‘biz evlenmeye karar verdik’ telefonları açılır. Kocamın ailesi sevinçten havaya, benimkilerde baygınlıktan yere kapanır. Hemen İstanbul’a alınan biletler, haftasonunda kıyılan nişan ve 2 ay içinde evlilik. Evliliğim hayatımda verdiğim en acele ve en doğru karardır.

5. Hayatımın en keyifli zamanları Paris’de geçirdiğim yıllarım oldu. Fransız ekolünden gelmenin yardımıyla yıllardır özlemini duyduğum Paris’de yaşama hayalimi gerçekleştirdiğim için kendimle gurur duyarım. Halbuki okulum bitmiş, iş hayatına girmişim ne işim var herşeyi elimin tersiyle itip Paris’e taşınmanın. O kadar tatlı olduki anlatamam. Ara sıra hala özlemle hatırlar, gözlerim dolar. Allahtan mutlu bir evliliğim varda burdaki zincirlerimi inceltmiyor :))

6. 80’li yıllarıma karşı müthiş bir bağım vardır. Şimdi Facebooklarda gezinen saçma salak 80’li yıllar kliplerini bizzat yaşamanın gururunu her daim taşırım 🙂 Permalı saçlarım, Serpil Çakmaklı mandallarım, bele oturan kotlarım, kırmızı Converselerim, Bravo gençlik dergilerim, John Taylor posterlerim, o zamanlar olmayanı dövdükleri kilitli günlüğüm, walkmanim, Airport’da öğlenleri gidilen disko günlerim, uzaaar gideerrr…Bambaşkadır o zamanların büyüsü..

7. Hayatta en nefret ettiğim 2 şey var. Biri densiz insanlar, diğeride haksızlığa uğramak. Hani densizler vardır ya ‘aaaa şekerim ne kadar zayıflamışın’ ya da kilo alabileceğinizi düşünmeden ‘canııım kaç aylıksın?’ diyenler. Artık o an karşımdakine dalıp, saçını başını yolmak en büyük fantazim. Ama kahretsin ki öyle programlanılmadık işte. ‘Hayır canım hamile değilim sadece 5-6 kilo fazlam var’ dediğimde ben bile kendime inanamıyorum. Ikınıyorum ıkınıyorum ama her seferinde aynı cevap çıkıyor o ağzımdan.

Aklıma gelenler bunlar…Benimde ödülüm ve mimim ICONJANE yani sevgili Ferhan’a gidiyor. Anlat bakalım Ferhancığım hayatının en büyük 7 topiğini 🙂

SUNSET – İstanbul Moda Günleri

 
İstanbul Moda Günleri dün saat 11:00’de Sunset Mayolarının defilesi ile start aldı. Defilenin yıldızı şüphesiz Tuğçe Kazaz idi.

İtalyan bir kuyumcu tararfından hazırlanan pırlantalı transparan mayo en dikkat çekici modeldi. ‘Romantic Dream’ adlı mayonun üzerinde değeri 0.25 ile 2.50 karat arasında değişen 50 adet pırlanta bulunuyor. Üç koruma tarafından özel olarak korunan pırlantalı mayokinin fiyatının yaklaşık 150 bin euro olduğu tahmin ediliyor. Mayonun orjinalinde ön taraftaki bant yok ve tamamen transparan. Ama ramazan olması ve davetliler arasında Arapların olması sebebiyle resimlerde görünen bant çekildi. (!!!! Yok ! Yok ! Feci derecede kışkırtılıyorum biliyorum ama bu bizim yegane moda haftamız o yüzden susma hakkımı kullanıyorum) Kişisel Notum: Zaman ve seyirci yüzünden orjinal eseri bozdukları için 3 !

Ama bir konu hakkında şikayetimi bu vesileyle dile getirebilirim. Umarım gerekli merciler okurda yapılması gereni yaparlar. Neden defile resimlerini abudik gubidik yerlerden temin etmek zorunda kalıyoruz ? Dün yapılan kaç defile oldu ama hala ajanslarda sadece Sunset mayolarının defile resimleri var. İşin anlamadığım kısmı resmi site www.istanbulfashiondays.com da bile şu saate kadar hiçbir defile resmi yok. Neden Style.Com, WWD.Com kıvamında bir çalışma yapılmıyor. Neden haber ajanslarıyla anlaşılıp resimler profesyonel olarak çekilip dünya medyasına sunulmuyor. Büyük gazetelerin resim galerilerindeki çözünürlük rezalet. Hiçbir detay çekime yer verilmiyor. Madem bizimde moda haftamız olsun istiyoruz, bir yola baş koyuyoruz o zaman lütfen alt yapıyada önem verelim. Şehir dışında olmam sebebiyle hiçbir defileye gidemiyeceğim. O yüzden de böyle net olmayan birkaç resimle idare ediyorum. Ve deli oluyorum !

IFD Koza Young Fashion Designers Contest :Us

Vintage clutches
Ben ve Nesli kırmızı halıda 🙂
Nesli and I on the red carpet 🙂
Cadı :Hakan Yıldırım for Koton defilesini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Hakan Yıldırım: Peki ya Hakan Yıldırım defilesini?
Cadı:Biz o zaman burada olmayacağız :p
Me: We can’t wait for Hakan Yıldırım for Koton fashion show.
Hakan Yıldırım: How about Hakan Yıldırım show?
Me: We won’t be here :p

Normalde diva gibi davranmam ama özel yapım Prada Fairy gözlüklerimi beğendiniz mi? 🙂
Normally,I don’t have a diva attitude but do you like my custom made Prada Fairy Sunglasses? 🙂

Elbise ve kolye (Yeni): H&M ( Biraz yönlendirme ile elbise sevgilinin Avusturya seyahatinden hediye, kolye D.’nin Prag seyahati ganimeti) – Ayakkabı: Jimmy Choo – Çanta: Vintage YSL- Yüzükler: Beyoğlu mağazaları
Dress &Necklace(New): H&M ( With a little bit of my direction my bf got this bandage dress from his Austria trip and the necklace was a gift from my friend D’s Prag visit) -Shoes: Jimmy Choo -Clutch: Vintage YSL -Rings:Local shops