Hey pretty baby with the high heels on..

Royksopp konserine gidememe sebebim olan düğün fotoğraflarını koyamadım bir türlü, çiftin neredeyse çocukları olacak :). Geçen sene giyecek yer bulamadığım, sadece Akşam çekimini şereflendiren elbisem ve yine Dolce & Gabbana ayakkabılarım, sıkılmamışsınızdır umarım, hı? 🙂

Elbise: Anna Sui – Ayakkabılar: Dolce & Gabbana -Çanta: Anna Sui for Target -Küpeler: Chic

Here are the photos from the wedding that kept me away from Royksopp concert, it’s been such a long time even the couple is waiting for their first baby, kidding 🙂 I only had a chance to wear this dress at a newspaper shot last year and my Dolce & Gabbane shoes were accompanying it, I hope you aren’t bored of them, are you? 🙂

Dress: Anna Sui – Shoes: Dolce & Gabbana -Clutch: Anya Hindmarch for Target – Earrings: Chic

Reklamlar

Party

Adı gibi sonu eğlenceli bitmemiş bir çekimden fotograflara yer vermek istiyorum bugün. Nonstop Photography Productions adlı genç bir ekip tarafından çekilen fotoğraflar, Trendsetter dergisinin kapanması ve diğer dergilerin çeşitli bahaneler öne sürmesi ile öksüz kalmış. Yeni tasarımcılara yer verilen çekimlerin detayları şöyle:
PARTİ

Fotoğraflar; Tolga Bayraktar, Celal Erdoğdu (Nonstop Photography)
Prodüksiyon&Concept Styling; Gülfem Çetin (Nonstop Photography)
Makyöz; Özge Küner
Model; Derya Tarım İnaç
Foto 1:
Pembe elbise, Elif Cığızoğlu,
Pembe çiçek desenli topuklu ayakkabı,Elle
Pembe çiçekli başlık, Ta-be Kıyamet
Foto 2
Beyaz, payetli t-shirt, Zeynep Erdoğan (Catzbaret)
Mavi, kırmızı çizgili etek, Nazlı Çetiner (Mandarinarossa)
Foto 3
Lacivert, gri elbise, Özlem Ahıakın,
Siyah deri yelek, Etcetura
Siyah, gece mavisi tavus kuşu tüylü saç aksesuarı, Nur Toktay
Foto 4
Siyah mini elbise, Aslı Filinta
Siyah ayakkabı, Elle
Siyah gül başlık, Zeynep Erdoğan (Catzbaret)
Kendilerinin diğer çalışmaları için doğru http://nonstopphotography.blogspot.com/ a lütfen 🙂
Today I wanna share some photos of Nonstop FashionPhotography shot with young Turkish designers but photos couldn’t find a chance to be printed any of the mags. For more of their artwork please see http://nonstopphotography.blogspot.com/.

BİR NİŞANTAŞILININ KALAMIŞLI OLMA HİKAYESİ

 
Gözümü Teşvikiye Hüsrev Gerede Caddesinde açmış biriyim. Tüm arkadaş çevrem yakın semtlerden olmuştur. Tikiliklerim, platonik aşklarım, ergenlik çağım hep Nişantaşı ve çevresinde geçmiştir. Dişçim, terzim, kitapçım herşeyim ama herşeyim topu topu 3 semtin içindedir..Nişantaşı ötesi İstanbul dışı, karşı taraf ise Türkiye dışıydı 🙂 Ergenliğim hep ” aaaaa hayatta buralardan başka bir yerde oturmam ” demekle geçti. Damat adayı burada benim istediğim yerde oturmak zorundaydı yoksa çekeceği vardı. Boşuna dememişler büyük konuşma diye 🙂 Aşık olduğum adam beni taa Paris’de buldu. 3 ay içinde yıldırım aşkı ve evlilik. Ve kendimi birden Bebek’te leb-i derya bir dairede buldum. Ailenin tek çocuğu şımarık kızıyımya. Mutlu etmedi beni orası. Önümde deniz varmış, süper havalıymış falanmış filanmış geçiniz efendim. 9 aylık Bebek maceram +8 kiloyla sonuçlandı. Nefret etmek için ideal sebep. Baktı adam benim dırdırımla başa çıkamıyor bu sefer Maçka maceramız başladı. Çok şükür köklerime yakın bir yerdeydim artık. Annem yakın, kafelerim yakın, herşeyim az bir yürümeyle ayağımın altında. Dünyanın en iyi kocası benim kocamdı işte 🙂

Bir süre sonra ev alma sorunları hortladı. Her aile büyüğü bizi ilk gördüğünde ” aaa daha çocuk yok mu ” ya da ” en kısa zamanda bir eviniz olur inşallah ” cümlelerini otomatiğe almıştı sanki. Çocukta istemiyoruz, evde..Size ne lennnnn diye kimbilir kaç kez çemkirmem gelmiştir sayısını unuttum. Ama tabi erkekler bizim gibi düşünmüyor. Kocamı yavaştan yavaştan bir telaş almaya başladı. Evini almalı ve herkesi susturmalıydı. İşte o dönemlerde yaklaşık 1 sene ev arayışına başladık. Ben yine malum 3 semtim içinde gezinip dururken eşim sınırı daha geniş tutuyordu. Ama benim istediğim semtlerde arzu ettiğimiz ölçülerdeki evler bütçemizi epey aşıyordu. Bir türlü o ayarı tutturamıyorduk. En sonunda eşimin almaya karar verdiği ve panikler içinde hayıııııır diye içimden haykırdığım bir ev dönüm noktamız oldu. Eve yıldırım hızıyla dönüş ve Hürriyet Emlaka gömülüş. Bir süre sonra baktım ki bende semtlere bakmıyorum artık. Ne olursa olun acilen bir ev alınmalıydı. Ama en azından kabul edilir bir semtte. O Nişantaşı çevresinden çıkmam diye hava caka atan bendeniz kendi elimle Kalamış’ta bir ev buldum. Evin yeri süper..Ev şahane..Ve en önemlisi bütçemize uygun..Bir ay içinde evi satın almıştık. Eveeeeet görev tamamlanmıştı. Ama taşınacağımızı kim söylemişti dimi 🙂 Kocam kendi kendine hayaller kurarak eve en kısa zamanda yerleşeceğimizi düşüyor. Önde deniz, yakında marina ohhh süper bir hayat ! Gelinde bana sorun o süperi..Anadolu yakası ve ben ?? Pahhh..olacak işmi yahu 🙂 Kadıköy ve Bostancı iskelesi dışında bir üçüncü yeri bilmem karşı yakada. Böylelikle iç dekoratöre elimden gelen tüm despotluğu yaparak taşınma işimizi olabildiğince geciktirmeye başladım. Yok o olmamış değiştir, yok bu güzel durmamış derken 2 seneye yakın zaman geçti ve ev hala tamamlanamadı. Sonunda Mart ayında ilahi adaletmi derler ne derler bilmiyorum bendeniz hamile olduğumu öğreniyorum. Baktım zamanla bebek için en ideal yerin Kalamış olduğunu düşünmeye başlamışım. Evin önü park, sahil yolu doğum sonrası kiloları vermek için ideal uzunlukta ve düzlükte. Çevre temiz ve nezih. O yıllardır toz kondurmadığım Nişantaşı’m ise birdenbire kalabalık, gürültülü ve egzoz kokulu bir yer oluvermişti 🙂 Yuvayı dişi kuş yaparya, dekoratöre melek oluverdim birden 🙂 2 senedir bitemiyen o ev 3 ay içinde bitivermişti. Ve Pazar günü büyük taşınma..

Artık Nişantaşılığım sona eriyor. Bu bir milattır arkadaşlar. Sakın gülmeyin. Benim halimden ancak benim gibi kökseverler anlar 🙂 Bebek olmasaydı o ev sittin senede bitmezdi. Ama işte hamişlik insanın tüm hormonlarını değiştirmekle kalmıyor, düşünceler ve planlarda değişiyor..Daha bir sessiz, daha bir sakin daha bir O’na ve size uygun yer arıyorsunuz. O zamanda kökmüş mökmüş hikaye oluveriyor.

O yüzden bu aralar tüm vaktim taşınma işleriyle geçiyor. Kısa bir süre haberlerime ara vermek zorundayım. Ama sakın yorumlarınızı eksik etmeyin. Onlar bu işin en sevdiğim yönü.

Güzel haberide en sona sakladım..Amniosentezim temiz çıktı. Bu zor dönemimde beni yalnız bırakmayan sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır…

Anadolu yakasında oturan arkadaşlar tavsiyelerini eksik etmesin. Mesela tavsiye edeceğiniz spor kulübü, en havalı ve cakalı ama tiki olmayan kafe/restorant, adı sanı bilinmeyen ama gidilesi alışveriş adresleri vs..Tavsiyelerinizi bekliyorum..

Son olarak..Bir tatlı huzuuuur almaya geldik Kalamııııış’taaaaaan, ah Kalamış’taaaaan :))

Glastonbury 2009

Peaches & Pixie Geldof

Fearne Cotton

Lily Donaldson

Daisy Lowe

İngiltere’nin çamur ve iyi müzikle özdeşleşmiş önemli festivali Glastonbury 25-28 Haziran tarihleri arasında yapıldı. Bizim ancak rüyamızda bir arada görebileceğimiz line-up’ıyla da içimizi cız ettiren bu müzik festivali her sene katılımcıların tarzları ile de gündemi meşgul ediyorken, bu sene biraz sönük geçmişe benziyor.

Britain’s one of the best music festival’s Glastonbury is well known with its muddy environment as well as the good music, was held on 25th -28th of June this year. With a line-up we can only see in our dreams, this music festival also was spoken with its audiences’ style but it seems it wasn’t that glamourous this year.

instyle.co.uk, TFS

ANNELİK MODASI

 
İşte anne olduktan sonra yeni parfümünün satışı için bunu pazarlama metodu olarak uygulayan biri daha…

Annelik eskiden o kadar sıradan bir hadiseydiki şimdiki ilgiyi doğal olarak anlamam zor. Anneyim bak diye kasım kasım kasılanlar, sanki yeryüzündeki tek anne kendisiymiş gibi caka atmalar, o minik yavruların ilk karelerinden milyonlar kazanmalar, 3 çocuğun oldumu kendini insanlığın kurtarıcısı gibi görmeler falan filan liste uzar gider. Okan Bayülgen bile programına çok çocuklu kadınları konuk etmişti. Benim dönemin annelerinde normal çocuk çocuk sayısı 3-5 idi. Annemler 5 kardeş, babamlar 3 kardeş. Eşimin ailesi aynı
3-4 kardeş diye gider. 30 yaşlarındaki çoğu kisinin büyük anneleri zamanında fabrika gibilermiş maşallah. Nedir bu şimdilerde sanki olağanüstü bir işmiş gibi ne kadar çok çocuk o kadar fazla annelik olgusu. Evlat edinmenin bokunu çıkaranlar, her kadın programında tüp bebek doktorları, manşetlerde sperm bankalarından anne olanlar, normalmi sezeryenlemi iddiaları, sevgilinin izni olmadan çocuk doğuranlar, anne olduktan sonra geçmişi silinenler ve birden bire meleğe dönüşenler…Anasını satayım herşey çocuk bazlı pazarlamaya döndü. Hayır acaba bende hamileyim diyemi bu kadar çok gözüme batıyor bu iş ?!

KRALİÇEM SEN ÇOK YAŞA !

 

Aslında ilk internete düştüğü zaman Madonna‘lı bu LV reklamına farklı yorumlar yapmak niyetindeydim. Ama MJ nin ölümüyle elimizde kalan 80’lerin son ilahı olduğundan reklama artık farklı bir gözle bakıyorum..

Çekimin gerçekle uzakdan yakından ilgisi yok. O damarlı eller gidivermiş narin bir genç kız elleri oluvermiş. Kazara bir çizik bile yok 50’lik kraliçede. Fotoşop işini o kadar abartmışlarki adeta mumya bebek gibi görünüyor. Ama olsun..Ne olursa olsun. Yeterki kraliçem daha çok yaşasın..

EN ÇALIŞKAN MARKA

 
Chanel‘i en çalışkan marka ilan ediyorum. Özellikle PR ve pazarlama çalışmaları bir an bile durmuyor. Audrey Tautou‘lu Chanel No.5 parfümü, Coco Chanel‘in filmi, Keira Knightley‘in Coco Mademoiselle reklamı ve Keiser’in sonu gelmeyen yaratıcılığı.

Keira Knightley‘in narin güzelliği ile klasik genç kadının parfümünün bileşimi çok hoş.

Makyaj ve cadı

Benim için buruk geçen haftasonunu, tüm blogları etkisi altına alıp bana da, alışverişcini, moda ve sosyete , trendasticny ve salıncakta iki kişi sayesinde ucu dokunan makyaj konulu mimle tamamlayalım, teşekkürler kızlar 🙂

1. İlk kez makyaj yapmaya kaç yaşındayken başladın?

Çok erken sayılmaz, lise 3. sınıftan itibaren yani 18 yaşımdayken ( Hazırlık okumuştum :)).

2. Aldığın ilk makyaj malzemesi neydi ve hangi markaydı?

Tam hatırlamamakla beraber, Pastel’in ruju olabilir.

3. Makyaj senin için günlük basit bir rutin mi yoksa hastalık mı?

Makyaj yapmayı severim ancak her gün yapmam, makyajsız sokağa çıkmayan kızlardan değilimdir yani 🙂

4. Karşılaştığın her güzel makyaj malzemesini çılgınca arzuluyor musun?

Bazen, özellikle limited edition olanları veya güzel ambalajı olanları, evet janjanlı ambalajların üzerimde bir etkisi olduğunu itiraf ediyorum :).

5. Hiç MAC kullandın mı? Kullandıysan, “işte bu en harika ürünü!” diyebileceğin tek bir ürün söyle bana.

Kullandım ve kullanıyorum, şu an için studio sculpt concealer benim için en güzel ürünü.

6. Her genç kızın favori bir siyah göz kalemi vardır. Senin favori göz kaleminin markası ve rengi?

Benim gözümde pek kalem durmaz, hala da aradığım muhteşem siyah göz kalemini bulmuş değilim, ancak şu an en çok Chanel’in le crayon khol -Marine rengini kullanıyorum. (Siyahın bazen sert bir etkisi olduğunu düşünüyorum).

7.Vazgeçemediğin, elinin altında en az üç-dört tane bulundurduğun favori rimelinin markası?

Şu an bir kaç tane rimel kullanıyorum, Max Factor -False Lash Effect, yine aynı markadan Masterpiece Max, L’oreal Telescopic Carbon Black, Lancome L’extreme, genellikle Lancome’un rimellerini başarılı buluyorum ancak bayıldığım makyaj artisti, büyük yetenek Pat McGrath yüzünden de Max Factor’a kocaman bir sempatim var.

8. Makyaj alışverişini en çok hangi mağazadan (tekin acar v.b.) /web sitesinden (strawberry v.b.) yapıyorsun?

Strawberry’den çoğunlukla cilt bakımı alışverişimi yaparım, genelikle Sevil Parfümeri, Harvey Nichols, Mac mağazaları makyaj alışverişi için tercih ettiğim mağazalar.
9. Makyaj malzemelerini nerede saklıyorsun?

Banyoda büyük kutularda.
10. Makyaj alışverişine aylık ne kadarlık bir bütçe ayırıyorsun?

Özel bir bütçesi yok, eksikler oldukça tamamlıyorum veya hoşuma giden bir şey gözüme çarparsa alıyorum.
11. Severek takip ettiğin bir yerli ve bir yabancı makyaj blogunu yazar mısın?
Düzenli olarak takip ettiğim bloglar yok ama Shopaholic, Bubblegarm, Marjo on the blog’a ara sıra bakıyorum.
12. Yerli makyaj markalarından favorin hangisi?

Kullanmadığım için bir favorim yok.

14. Hangi makyaj çıkarıcıyı kullanıyorsun?

Genellikle Nivea’nın makyaj temizleme mendillerini kullanıyorum ,bu konuda biraz kolaya kaçıyorum.

15. Ten ve goz rengin?

Bugday tenli ve koyu kahverengi gözlüyüm.
16.”Onsuz yapamam!” dedigin kozmetik markasi?

Farklı markalar kullandığım için böyle bir şey diyemiyorum.

17. Klasik bir soru: makyaj cantana sadece uc sey koymaya hakkin olsa neler alirdin?

Rimel, allık ve ruj.

18. Far bazi, makyaj bazi gibi urunler kullaniyormusun? Kullaniyorsan hangi markalar? Kullanmiyorsan neden?

Smashbox’ın far ve makyaj bazlarını kullanıyorum.

19. Bu mim dalgasini hangi bloglara gondereceksin?

Mimlenmeyen kaldı mı? 🙂
imgvisualizeus
Edit: Artık makyajımı Bioderma Micelle Solution ile çıkartıyorum!

More MJ!

GÜLE GÜLE KRAL !!

 
http://www.dailymotion.com/swf/x4ni2u

Üzüntüm ve keyifsizliğim tam gaz devam ediyor. Sabahtan beri yüzlerce klibini izledim şarkılarını mırıldandım ama bir türlü kesmiyor. Sanırım bu klip bizlere en güzel veda edişi oluyor..

Güle güle kral !! Fırlat şapkanı üzerimize doğru ve moonwalk yaparak ayrıl aramızdan !